Anzi ci avvanziamo ad affermare ch'in tanto chi medita questa Scienza egli narri a se stesso
questa storia ideal eterna, in quanto — essendo questo mondo di nazioni stato certamente fatto dagli uomini (ch'è 'l primo principio indubitato che se n'è posto qui sopra), e perciò dovendosene
ritruovare la guisa dentro le modificazioni della nostra medesima mente umana — egli, in quella
pruova «dovette, deve, dovrà», esso stesso sel faccia; perché, ove avvenga che chi fa le cose esso
stesso le narri, ivi non può essere più certa l'istoria. Così questa Scienza procede appunto come la
geometria, che, mentre sopra i suoi elementi il costruisce o 'l contempla, essa stessa si faccia il
mondo delle grandezze;
Gerçekten de, bu Bilimi inceleyen herkesin kendine bu ideal ebedi tarihi anlattığını iddia edecek kadar ileri gidiyoruz; zira – bu uluslar dünyası kesinlikle insanlar tarafından yaratılmıştır (ki bu yukarıda belirtilen ilk şüphe götürmez ilkedir) ve bu nedenle biçimi kendi insan zihnimizin değişimleri içinde bulunmalıdır – o, bu "yapmak zorundaydı, yapmalı, isteyecekti" testinde onu kendisi yaratır; çünkü eğer şeyleri yaratan kişi onları kendisi anlatıyorsa, bundan daha kesin bir tarih olamaz. Dolayısıyla bu Bilim, tıpkı geometri gibi ilerler; geometri, onu unsurları üzerine inşa ederken veya düşünürken, kendisi büyüklükler dünyasını yaratır;